İSPANYA; Zaragoza - Barselona

Gezi Tarihi; 09.01.2009-14.01.2009 Zaragoza – Barcelona

Akdenizin sıcağı bedenimi sarsın, içimi yaksın diyorsanız,  ömrünüzde en az bir kez  Barcelona’yı görmelisiniz. Nasıl olsa daha sonra tekrar gideceksiniz. Bahsettiğim sıcaklık termometre ile ilgili değil, insanın içini kaynatan bir ısıdan bahsediyorum, ben Ocak ayında oradaydım bu sıcaklığı iliklerime kadar hissettim!

Kuzenim İrem Zaragoza’ya Erasmus programı ile gittiğinde hal hatır sormak için bir e-mail attım, cevap metninde İspanya’nın sıcak hareketli bir ülke olduğunu  görülmesi gerektiğini yazdı, THY’nin Zaragoza’ya uçmadığını öğrendiğimde haritadan en yakın şehrin neresi olduğuna baktım, Barcelona otobüs ile Zaragoza’ya 3 saat mesafedeydi, hemen hazırlıklara başladık.

1

(Zaragoza’da ki ilk akşamımız, İrem’in tavsiyesi ile akşam yemeği için bir Tapas’a gidiyoruz.)

Nurşen ile birlikte ilk kez yurt dışına gidiyorduk, İngilizcemiz Yes, No, I, Go ile sınırlıydı, Barcelona’dan – Zaragoza’ya nasıl gidecektik, tüm tedirginliğimiz Barcelona’ya inmemizin ardından sona erdi, önce taksi ile otobüs terminaline gittik, Zaragoza’ya iki adet otobüs bileti aldık (22 euro), otobüsten İrem’e mesaj atarak otobüse bindiğimizi ve Zaragoza’ya kaçta varacağımızı ilettim ve çevreyi gözlemleyerek üç saatlik yolculuğu tükettik.

Zaragoza;

İrem bizi otobüs terminalinde karşıladı, beş dakikalık yürüyüşün ardından belediye otobüsü ile oturduğu çok katlı apartmana vardık, odalardan birinde Hollandalı bir kız, diğerinde Alman bir erkek, başka bir odada ise İrem ve arkadaşı Sultan kalıyorlardı, diğer alanlar ortak kullanıma açıktı, bizim için salonda yere yaylı bir yatak hazırlamıştı, eşimle gittiğim ilk yurt dışı seyahatinde farklı bir deneyim di bizim için, İrem’e evdekileri rahatsız edeceğimiz için tedirgin olduğumuzu söylediğimde bir kahkaha atıp rahat ol Teoman abi  dedi, bizde rahat olduk. Zaragoza ile ilgili olarak şunu söyleyebilirim burası herhangi bir gezi programına dahil edilmesi gereken bir şehir değil. Avrupa’da her şehirde bulunan şeyler burada da var, insanların yürüyüş yaptıkları büyük parklar, tarihi binalar, geniş bir meydan ve bu meydanı süsleyen büyük bir kilise gibi. Opel’in büyük bir fabrikasının Zaragoza’da bulunduğunu şehirdeki insanların çoğunun bu fabrikada çalıştığını aktarayım. Bu seyahatin bizim için asıl önemli olan kısmı Barcelona olduğundan Zaragoza’da bulunduğumuz üç gün boyunca sokakları, parkları, yürüyerek gezip ardından günlük bilet alarak farklı yönlere belediye otobüsleri ile seyahatler yapıp tabiri caizse Zaragoza’nın altını üstüne getirdik. İlgimi çeken en önemli şey, insanların siesta alışkanlığıydı, büyük marketler bile öğleden sonra iki saat kapanıyor, şehire sessizlik hakim oluyordu, akşam üzeri sokaklarda kimsecikler yoktu, saat 21.00’den sonra ortalık hareketlenmeye başlıyor ve gecenin ilk saatlerine kadar insanlar pub’ları, cafeleri, restaurantları dolduruyordu. Gittiğimiz bir Türk lokantasında (İrem orada belli günlerde garsonluk yapıyordu ve sahibi Türk’tü) veya dürümcüsünde mi  demeli, insanların eline aldıkları dürümü ve bir kadeh şarabı bir iki saatlik sohbete bahane ettiklerini, asıl amacın akşam yemeği olmadığını, gayelerinin dost meclisi kurup, kahkaha atmak, sohbet  etmek, rahatlayıp günün yorgunluğundan kurtulmak ve keyifli vakit geçirmek olduğunu gördüm, yemek bahaneydi, ne güzel bir alışkanlık değil mi? Zaragoza ile ilgili söyleyeceğim şeyler bunlar, son gün akşam üzeri Tren garına gittik, tren ile Barcelona’ya gitmenin otobüs ile gitmekten üç kat daha pahalı olduğunu görünce, otobüs ile gitmeye karar vererek gece 00.30 için bilet aldık ver elini Barcelona…

Ve Zaragoza’dan bir kaç kare fotoğraf.

2

(Şehir merkezinde daha çok gençlerin gittiği bir Irısh Pub)

3

(Avrupa’da her şehirde olduğu gibi Zaragoza’da da kent merkezinde devasa bir park bulunuyor.)

4

(Zaragoza Belediye Binasının da bulunduğu meydan)

BARCELONA;

Gaudi adında bir mimar, akdenize kıyısı olan Barcelona adındaki şehre dünyanın en ilginç yapılarından birkaçını yapmış ve eserlerinden en değerli olanı, Sagra da Familia’yı bitiremeden bu dünyadan ayrılmış, hem de saçma bir şekilde, bir tramvay’ın altında kalarak.

5

(Hala bitmeyen-bitirilemeyen Sagra da Familia Kilisesi)

Zaragoza’dan otobüs ile Barcelona’ya doğru yol alırken,  İrem’e yolculuğun 3.5 saat sürdüğünü tahminen sabah saat beş gibi üç gün konaklayacağımız hostele varacağımızı fakat bizi o saatte hostele kabul etmeyebileceklerini söyledim, yok abi ben mail atıp giriş saatimizi söyledim cevabı verdi.

Otobüs terminalinden bir taksiye binerek hostele doğru yola çıktık, Barcelona’da taksilerde valiz başına  bir euro ekstra ücret talep ediliyor. Tahmin ettiğim gibi o saatte bizi hostele kabul etmediler, İrem resepsiyonda görevli olan gence yorgun olduğumuzu odayı bir kaç saat erken vermelerini rica ettiyse de, görevli  olan kişi boş oda olmadığını söyledi, ardından bizim lobideki halimize acıyarak! (Herhalde) altıncı katta 30 kişilik bir oda var, odada bir çift yatıyor, şu kartla odaya girin sabah birinci katta bulunan kahvaltı salonunda kahvaltınızı yapar sonra da yeni gelmiş gibi resepsiyona inersiniz diyerek bir iki saat dinlenebilmemiz için bahsettiği odanın kartlarını uzattı. Odaya çıktığımızda (daha önce böyle bir ortamda kalmadığımızdan) şaşkınlık içerisindeydik, kocaman ranzaları olan bir koğuşla karşılaştık, uyuyan çifti rahatsız etmek istemiyorduk ama kahkahalarımızı da saklayamıyorduk, elbiselerimizle (bir elimizle de soyulmamak için valizimizi tutarak) bir iki saat uyuduk.

6

(Barcelona demek, Gaudi demek)

7

(Bu büyük mimar, normal sayılan hiç bir şey inşa etmemiş.)

İrem, İspanya’ya gitmeye karar verdiğimizde, hostelde kalıp kalamayacağımızı sormuştu, bende kendimize ait bir oda olduktan sonra merkezi bir yerde bulunan bir hostelde kalabileceğimizi söylemiştim, bu yaşadıklarımızdan sonra, hostel denilen daha çok öğrenci ve bekarların sadece yatmak için kullandıkları yerlerin bize (evli çiftlere) göre olmadığını öğrenmiş olduk. Ama bu farklı deneyimi de yaşamış bulunduk.

Kahvaltımızı yapıp, odamıza yerleştikten sonra sıra şehri gezmeye geldi. Kaldığımız hostel Katalonya meydanına 100 metre mesafedeydi, burası şehrin kalbi aslında, Katalonya Meydanı havalimanı otobüslerinin de ilk hareket noktası, Bu otobüsler Barcelona şehir merkezinde 15-20 dakikalık bir turun ardından üç noktadan yolcu alıyorlar ve havalimanı – şehir merkezi arasında gidip geliyorlar, ücret 5.50 euro seyahat yaklaşık 1 saat sürüyor, ayrıca bir bilet yok ücreti şoför alıyor, Barcelona’da konaklayacak olanlar için Katalonya Meydanı civarında bulunan tesisleri seçmelerini öneririm, bu meydandan aşağı denize doğru inen Las Ramblas caddesi Barcelona’nın en neşeli yeri bence, sokak sanatçıları, canlı müzik yapan gruplar, ressamlar ve soluklanmak için cafeleriyle bu alan bir kaç saatinizi tüketecektir, Las Ramblas caddesinden denize doğru inerken, sağ kol üzerinde, Barcelona Balık Pazarı’nı göreceksiniz, mutlaka uğrayıp dolaşmak gerektiğini düşünüyorum, Pazarın adı “Mercat de La Bogueria” bu pazarın içerisinde bir fincan kahve içip insanları ve çevreyi seyretmek oldukça keyifli oluyor.

Las Ramblas caddesi sizi denizin kenarına getirdiğinde, geniş bir meydana geliyorsunuz, burada oldukça yüksek sayılabilecek bir “Kristof Kolomb” heykeli var, bu meydanın adı “Plaça Portal de la Pau” heykelin önünde de bir marina ve akvaryum bulunuyor, sırtınızı Las Ramblas caddesine döndüğünüzde soldan deniz kenarından Barcelenota denilen semte doğru yürüyün, sahil boyunca yine canlı müzik yapan ve ardından cd’lerini satmaya çalışan gruplar, durup soluklanmanıza ve şehrin tadını çıkarmanıza sebep olacak, buradan S.Sebastia Plajına kadar onlarca restaurant hizmet veriyor, fakat bu bölgedeki mekanlar oldukça pahalı, Barceloneta’nın (ki burası üçgen bir semt) içine girin, çamaşır asan, kapı önünde sohbete dalmış kadınlar göreceksiniz ve hoş publar, bu publar’da minik atıştırmalıklar ile birlikte soğuk bir (yok iki:) ) bira iyi gidecektir.

8

(La Rampla caddesi üzerindeki sokak sanatçıları ilginizi çekecek)

Kristof Kolomb heykelinin bulunduğu meydandan kalkan teleferik ile Barcelona’yı havadan seyretmek mümkün, biz teleferiğin hareket ettiği istasyonun yanına kadar gittik, çok kalabalık ve ücret 9 euro olduğundan vazgeçip binmedik.

9

(Barcelona limanı-marinası)

Buradan metro ile (Barcelona’da harika bir metro altyapısı var) Espanya meydanına gittik, (Plaça d’Espanya) bu meydanda Font Magıca bulunuyor, her yarım saatte bir ses ve ışık gösterisi yapılan büyük bir havuz (Ocak-Nisan Cu-Cts 19.00 – 21.00 Mayıs – Eylül Prş-Pz 20.00-23.30) ayrıca bu meydan fuar alanı olarak da hizmet veriyor, biz gittiğimizde stantlar düzenleniyordu, yukarıda Katalonya müzesine doğru tırmanan yürüyen bantlar yapmışlar, (Museu Nac.D’art De Catalunya) müzenin önüne geldiğinizde soluklanıp Espanya meydanını seyretmeyi ihmal etmeyin. Müzenin sağ tarafındaki patika sizi Barcelona Olimpiyat stadyumuna götürüyor, burası 1992 Barcelona olimpiyat oyunlarının yapıldığı alan, oldukça geniş ve bakımlı, spor tesisleri aktif.

10

(Plaça d’Espanya Meydanı)

Spor denilince Barcelona’da akla gelen ilk şey tabii ki futbol, bizim kentte bulunduğumuz gün Barcelona’nın lig maçı vardı, kulüp futbolu tam bir endüstri haline getirmiş, maç günleri şehrin her yanında maç bileti satılan standlar var, biz en ucuz olanını hostelin resepsiyonuna getirttik, üç bilet için 26×3= 78 euro her bir bilet için de 4 euro hizmet bedeli ödedik, yani toplam 90 euro verdik, buraya kadar gelip, Nou Camp (Yeni Stad demekmiş) ‘a gitmeden olmazdı, biz de gittik, stadyuma gitmenin özellikle de maç günleri en pratik yolu metro, Metro ile Marıa Crıstına istasyonuna gidip ardından da 5-10 dakikalık bir yürüyüşle stadyuma varabilirsiniz, stad etrafına vardığımızda orada da maç bileti satıldığını gördük, bu durum tabii biraz canımızı sıktı, çünkü maç biletlerimizi buradan almış olsaydık, 69 euro ödeyecektik, sağlık olsun dedik. (Tabii bizim gittiğimiz maç Real Murcia ile sıradan bir lig maçıydı ve bu nedenle ilgi sınırlıydı diye düşünüyorum.)

11

(Mabedi ziyaret ettik ve bir lig maçını seyrettik)

Nou Camp oldukça eski bir stadyum ara bölmelerini de sayarsanız altı kat, maçın başlamasına on dakika vardı ve stad yarı yarıya boştu, altıncı kattaki yerimiz korkunç bir rüzgar aldığından hemen bir iki kat aşağıya inip boş bulduğumuz daha pahalı olduğunu düşündüğümüz koltuklarımıza kurulduğumuzda maç başlamak üzereydi, etrafıma baktığımda şaşkınlık içerisindeydim, 10 dakikalık süre içerisinde 90 bin kişilik stadyumun yüzde 90’ı dolmuştu, Barcelona maçı 5-0 kazandı, Nou Camp’ı görmüş hem de bir lig maçı seyretmiştik, Ocak ayı olduğundan gündüz 15-20 derece olan hava sıcaklığı düşmüş ve maç süresince donmamıza yol açmıştı.

Burada hakem yanlış bir karar verdiğinde küfür-kıyamet kopmuyor, insanlar cebinden çıkardıkları beyaz mendillerini sallıyorlar, birde takımları gol kaçırdıkça 90 bin kişi uuuugggggggg diye tatlı bir tepki veriyorlar ki, oraya gidip yaşamak lazım.

Nou Camp’ın (Barcelona spor kulübünün) ayrıca bir de müzesi bulunuyor, kulüp tarihinin ve kupaların sergilendiği, soyunma odaları ve basın merkezinin gezdirildiği küçük bir tur ile bu mabet gezilebiliyor, fiyat ise 25 euro. Maç günleri dışında meraklıları için böyle bir tur da düşünülebilir.

Real Murcia gol, bizde soğuk yemiştik ve hemen kendimizi bir bara attık, küçük tapaslar ile bir kaç bira yuvarladık, vakit gece yarısını geçmişti, yorgunluktan ölüyorduk, ama güzel bir gün geçirmiştik.

12

(Maçın ardından soluğu bir Tapas’da aldık.)

Ertesi günü Gaudi’nin eserlerine ayırdık, bu deha, mimar denilirse haksızlık olur çünkü, bana göre dünyanın en ilginç yapılarından birkaçına imza atmış bir şahsiyet.

13

(Park Guell bu ağaçların-korunun ardında yer alıyor, bu tepe ise neredeyse şehrin tamamını görmenizi sağlıyor.)

Katalonya meydanından yukarı doğru yol alındığınızda (denize ters istikamette)  Gaudi’nin inşa ettiği iki adet binaya rastlayacaksınız, biri solda, diğeri sağda, birbirlerine oldukça yakın mesafedeler, bu binaların içlerine girip, teraslarına çıkmak, küçük seramiklerle süslediği bacaları incelemek, çocuk ruhlu bu mimarın farklılığının birazını anlamanıza yol açacak, birazını diyorum, çünkü, bana göre en büyük eseri Sagra da Familia kilisesi, ölmeden önce bitirmek nasip olmamış, günümüzde hala yapım aşamasında, özellikle bitirilmediğini düşünenlerde var, Sagra da Familia şehrin neredeyse tamamından görülüyor, Gaudi’nin inşa ettiği taraftaki farklı ve özgün mimari (bu yapıya) uzun zaman ayırmayı ve doya doya seyretmeyi gerektiriyor, sonradan inşa edilen (ve hala) edilmekte olan taraf ise daha modern tarzda inşa edilmiş, fakat Gaudi’nin yaptığının yanında çok sönük kalıyor. Biz buradan metroya binip bir de hat değiştirerek Park Guell’e gittik, burası Gaudi’nin şehrini tepeden gören bir park, fakat bildiğiniz parklardan çok farklı, bu yazıyı okuyup Barcelona’yı merak ettiğinize ve araştırdığınıza göre mutlaka resimlerini gördüğünüzü düşünüyorum, çizgi filmlerde görebileceğiniz farklı mimari tasarım bu büyük insana ve eserlerine şapka çıkarmanıza yol açıyor, bırakın mimariye merak duyan bir insanı, sıradan bir kişi dahi Gaudi’nin eserleri karşısında şaşkınlığını gizleyemez diyorum.

14

(Park Guell’de masalsı yapılar bulunuyor.)

Park Guell’e metro ile gidin derim, metro istasyonu yüksek bir tepede bulunuyor, yokuş aşağı yürürken, sol kol üzerinde yürüyen merdivenleri göreceksiniz, bu yürüyen merdivenler Barcelona’yı tepeden seyredeceğiniz bir alana çıkartıyor sizi, şehri ve ardındaki tepeleri, Akdenizi uzun uzun seyredeceksiniz (bence), ardından kalabalığı takip ederek ve zig-zak’lar çizerek Park Guell’e iniyorsunuz ve tepenin çıktığınız istikametinin tam tersi yönünden ana caddeye inerek otobüs ile katalonya meydanına, şehrin kalbine dönüyorsunuz.

15

(Bu da parkın ana girişi)

Biz üç gün, biraz da zorunluluktan Zaragoza, iki gün de Barcelona yaptık, gittiğimiz ve döndüğümüz günleri saymıyorum, Barcelona en az iki tam gün ayrılması gereken bir şehir, üç hatta dört gün de sıkıcı olmaz diye düşünüyorum bugüne kadar, 23 ülke ve 50’den fazla şehir gördüm, Barcelona bunların arasında ilk üç içerisinde diyebilirim, hizmet sektörü gelişmiş, düzgün mekanlar, sokaklarda yapılan kaliteli müzikler, sanatçılar, ressamlar, sıcak insanlar ve tabii tapas’lar, günün her saati dolu olan bu mekanlar, insanları seyretmek, sevgiliniz veya dostlarınızla sohbet etmek, soluklanmak, değişik tatlar denemek için bire bir, insan hayatta başka ne ister.

Barcelona’da Görülmesi Gereken Yerler;

1.Las Ramplas Caddesi.

  1. Barcelona Balık Pazarı

16

(Barcelona Balık Pazarı)

  1. Sagrada Familia Kilisesi
  2. La Pedrera
  3. Casa Batllo
  4. Park Guell (3-4-5 ve 6 Gaudi’nin metinde bahsettiğim eserleri)
  5. Marina
  6. Teleferik (ben binmedim ama fikrine değer verdiğim bir iki dostum sırayı beklemeye değdiğini söyledi.)
  7. Barcelenota mahallesi ve S.Sebastian Plajı
  8. Nou Camp (maç günü ise eğer, futbolu sevmem diyen bile kaçırmamalı)
  9. Espanya Meydanı ve Katalunya Müzesi, bu meydanda yapılan ses ve ışık gösterisi.
  10. Tapas’lar (biz yemekler için bu mekanları tercih ettik, bu mekanlarda sunulan küçük atıştırmalıklar ve değişik biralar ile normal öğünler, özel ve keyifli anlar oluyor.
  11. Ve sokaklarda her kültürden her türden müzik yapan grupları dinleyin, çok ama çok keyif alacaksınız.

17